Bir bahçeyi düşün…
Bahçede bir ağaç var. Dalları herkese gölge veriyor, meyvelerini herkesle paylaşıyor, rüzgâr geldiğinde bile diğer fidanlar kırılmasın diye eğiliyor.
Ama kimse fark etmiyor:
O ağacın kökleri susuz kalmış.
İyi İnsan Sendromu bazen tam olarak böyle başlar.
İnsan başkalarına iyi olmaya o kadar alışır ki, kendi ihtiyaçlarını fark etmemeyi öğrenir.
Bir terapist olarak danışanlarımdan sıkça duyduğum cümlelerden biri şudur:
“Ben aslında çok bir şey istemiyorum… sadece kimse kırılmasın.”
Bu cümle çok tanıdık gelir birçok insana.
Çünkü bazı insanlar çocukluklarından itibaren şunu öğrenirler:
Sevilmek için iyi olmak gerekir.
Sorun çıkarmamak gerekir.
Uyumlu olmak gerekir.
Ve zamanla bu “iyi olmak” hali bir karakter özelliğinden çok bir yaşam stratejisine dönüşür.
⸻
Küçük Bir Hikâye
Bir zamanlar bir nehir varmış.
Geçtiği her yere hayat verirmiş. Tarlaları sulamış, ağaçları büyütmüş, hayvanların susuzluğunu gidermiş.
Herkes o nehri çok severmiş.
Ama bir gün nehir yavaşlamaya başlamış.
Çünkü herkes ondan su almış ama kimse onun kaynağını düşünmemiş.
İnsan ruhu da biraz böyle çalışır.
Sürekli veren, sürekli anlayan, sürekli tolere eden insanlar bir süre sonra içlerinde görünmez bir yorgunluk taşımaya başlar.
Dışarıdan bakıldığında hâlâ güçlüdürler.
Hâlâ yardımseverdirler.
Hâlâ herkes için “çok iyi bir insan”dırlar.
Ama içlerinde sessiz bir soru dolaşmaya başlar:
“Peki ya ben?”
⸻
İyi İnsan Sendromu Nedir?
Psikolojide bu durum çoğu zaman aşırı uyum davranışı veya people-pleasing olarak tanımlanır.
Yani kişinin kendi ihtiyaçlarını bastırarak başkalarının memnuniyetini öncelik haline getirmesi.
Bu insanlar genellikle:
* Hayır demekte zorlanırlar
* İnsanların kırılmasından fazla sorumluluk hissederler
* Tartışmalardan kaçınırlar
* Sürekli anlayışlı olmak zorunda hissederler
* Ve çoğu zaman kendi duygularını geri plana atarlar
Ama burada önemli bir ayrım vardır.
İyi olmak bir erdemdir.
Fakat kendini yok sayarak iyi olmak, ruhu yoran bir alışkanlığa dönüşebilir.
⸻
Görünmeyen Yorgunluk
İyi İnsan Sendromu yaşayan insanlar genellikle bir gün şu noktaya gelir:
Bir arkadaşına kırılır ama yine de onu anlamaya çalışır.
Bir ilişkide üzülür ama “o da zor zamanlar geçiriyor” diye kendini susturur.
Bir işte yorulur ama “kimseyi zor durumda bırakmayayım” diye devam eder.
Yavaş yavaş kendi duygularını bastırmayı öğrenir.
Ama bastırılan duygular yok olmaz.
Onlar sadece sessizleşir.
Ve bir gün o sessizlik içsel bir yorgunluk olarak geri döner.
⸻
Terapötik Bir Gerçek
Bir terapist olarak en çok söylediğim cümlelerden biri şudur:
Sınır koymak iyi bir insan olmaya engel değildir.
Aslında tam tersine, sınırlar insanın kendini koruma biçimidir.
Bir mum düşün.
Başkalarına ışık vermek için yanar.
Ama eğer sürekli rüzgâra maruz kalırsa,
korunmazsa,
bir süre sonra tamamen söner.
İnsan da böyledir.
Kendini korumayan bir iyilik,
zamanla tükenmişliğe dönüşebilir.
⸻
İyilik ve Kendini Koruma
İyi olmak demek:
Herkese evet demek değildir.
Herkesi memnun etmek değildir.
Her şeyi tolere etmek değildir.
İyi olmak bazen şunu söyleyebilmektir:
“Bu benim için uygun değil.”
“Şu an buna enerjim yok.”
“Buna sınır koymam gerekiyor.”
Ve şaşırtıcı bir gerçek vardır:
Kendine sınır koymayı öğrenen insanlar,
başkalarına da daha sağlıklı şekilde iyi olabilirler.
Çünkü artık iyilikleri zorunluluktan değil,
gerçek bir içtenlikten gelir.
⸻
Küçük Bir Hatırlatma
Hayat bazen bize şunu öğretir:
Herkes için iyi olmaya çalıştığında
en çok ihmal edilen kişi
kendin olabilirsin.
Ama kendine de yer açtığında
iyiliğin daha dengeli, daha gerçek ve daha sürdürülebilir hale gelir.
İyi İnsanlar Neden En Çok Yorulan İnsanlardır?
Bir limanı düşün…
Fırtınadan kaçan gemiler oraya sığınır.
Dalgalar büyüdüğünde herkes o güvenli yere yönelir.
Orası güçlüdür, sabittir ve herkesi korur.
Ama kimse limanın kendisine sormaz:
“Sen nasılsın?”
İyi insanlar çoğu zaman hayatın limanı gibidir.
İnsanlar yorulduklarında onlara gelir,
üzüldüklerinde onlara anlatır,
düştüklerinde onların omzuna yaslanır.
Ve iyi insanlar çoğu zaman bunu isteyerek yapar.
Çünkü kalpleri başkalarının acısını görmezden gelemez.
Ama burada sessiz bir gerçek vardır:
Herkese omuz olan insanlar bazen kendi yüklerini taşıyacak bir omuz bulamazlar.
⸻
Küçük Bir Hikâye
Bir köyde herkesin çok sevdiği bir kuyu varmış.
Köyün bütün susuzluğunu o kuyu giderirmiş.
İnsanlar kovalarını indirir, su alır ve giderlermiş.
Kuyu hiç şikâyet etmezmiş.
Ama bir gün su azalmaya başlamış.
Köylüler şaşırmış:
“Bu nasıl olur? Bu kuyu hiç bitmezdi.”
Oysa kimse şunu düşünmemiş:
Kuyudan sürekli su almışlar ama
onu besleyen yeraltı kaynaklarını hiç korumamışlar.
İnsan ruhu da böyledir.
Sürekli veren, sürekli anlayan, sürekli güçlü olan insanlar
bir gün içlerinde açıklayamadıkları bir yorgunluk hissetmeye başlar.
⸻
İyi İnsanların Yorgunluğu Neden Görünmez?
Çünkü iyi insanlar genellikle güçlü görünür.
Onlar şikâyet etmez.
Dertlerini büyütmez.
Çoğu zaman “önemli değil” diyerek geçerler.
Ama psikolojide önemli bir gerçek vardır:
Bastırılan duygular kaybolmaz.
Sadece sessizleşir.
Ve sessizleşen duygular zamanla içsel bir ağırlığa dönüşebilir.
⸻
Terapötik Bir Gerçek
Bir terapist olarak şunu çok net söyleyebilirim:
İyi insanların en büyük yorgunluğu
başkalarına iyi olmaktan değil,
kendilerini ihmal etmekten gelir.
Bir mum düşün…
Oda karanlıkken herkese ışık verir.
Ama eğer kimse o mumu korumazsa,
rüzgâr onu hızla tüketir.
İyi insanların kalbi de bazen böyle yanar.
Herkese ışık olmak isterler
ama kendilerini rüzgârdan korumayı unuturlar.
⸻
İyiliğin Dengesi
İyi olmak çok kıymetli bir özelliktir.
Ama sağlıklı iyilik bir denge ister.
Bazen yardım etmek,
bazen de sınır koymak gerekir.
Bazen dinlemek,
bazen de kendi sesini duyurmak gerekir.
Çünkü insan kendini koruyabildiği kadar
başkalarına gerçekten iyi olabilir.
⸻
Küçük Bir Hatırlatma
Hayatta bazı insanlar vardır…
Onların yanında kendini güvende hissedersin.
Sana iyi gelirler.
Seni sakinleştirirler.
Belki sen de o insanlardan birisin.
Ama bazen limanların da dinlenmeye ihtiyacı vardır.
Bazen kuyuların da yeniden dolması gerekir.
Ve bazen iyi insanların kendilerine şu cümleyi söylemesi gerekir:
“Ben de dinlenebilirim.”
Çünkü iyilik,
insanın kendini tükettiği yerde değil
kendini koruyabildiği yerde büyür.
Unutma …
Senin iyi kalbin çok kıymetli.
Ama o kalbin dinlenmeye, korunmaya ve anlaşılmaya da ihtiyacı var.
Çünkü gerçek iyilik,
insanın hem başkalarına
hem de kendine şefkat gösterebildiği yerde büyür.
Terapi Odasından Küçük Bir Not🌼
İyi olmak güzel bir şeydir.
Ama insan kendi sınırlarını unuttuğunda
iyilik zamanla bir yorgunluğa dönüşebilir.
Terapi odasında bazen danışanlarıma şunu hatırlatırım:
Başkalarını kırmamaya çalışırken
kendi kalbini kırmak zorunda değilsin.
İyilik en sağlıklı halini
kendini de koruyabildiğin yerde bulur.
Pamuk Şeker dileğiyle… 🌼

No responses yet