Bir yol düşün… Uzun bir yol. İnsanlar o yolda yürürken bazen başkalarına eşlik eder, bazen birinin yükünü taşır, bazen de birinin geride kalmaması için yavaşlar.
Ama bazen insan o kadar çok başkalarına yetişmeye çalışır ki
bir süre sonra fark eder:
Kendisi geride kalmış.
Hayatta birçok insan başkaları için güçlü olmaya alışır.
Ailesi için…
Sevdikleri için…
Sorumlulukları için…
Ve bu alışkanlık zamanla bir kimliğe dönüşür.
Herkes için düşünen biri olmak.
Herkesi anlayan biri olmak.
Herkesi toparlayan biri olmak…
Ama insanın ruhu bazen sessizce şunu sorar:
“Peki ya ben?”
Psikolojide çok önemli bir gerçek vardır:
İnsan başkalarını ihmal ederek değil,
kendini ihmal ederek yorulur.
Çünkü kendini sürekli erteleyen bir kalp
bir süre sonra sessiz bir yorgunluk taşımaya başlar.
İnsan Bazen Kendini Unutur
Bir pusula düşün…
Yön bulmak için vardır.
Kaybolanlara yol gösterir.
İnsanlar ona bakarak hangi tarafa gitmeleri gerektiğini anlar.
Ama bazen pusulanın kendisi şaşar.
İnsan ruhu da bazen böyle çalışır.
Bir terapist olarak danışanlarımdan sıkça duyduğum bir cümle vardır:
“Ben aslında nasıl bu noktaya geldiğimi anlamıyorum.”
Biraz konuşmaya devam ettiğimizde hikâye yavaş yavaş ortaya çıkar.
Birine destek olmak için kendinden vazgeçmiştir.
Bir ilişkiyi korumak için susmuştur.
Kimse üzülmesin diye kendi duygularını ertelemiştir.
Ve bir gün fark eder:
Kendi hayatında kendisine yer kalmamıştır.
⸻
Küçük Bir Hikâye
Bir nehir düşün…
Geçtiği her yere hayat verir.
Tarlaları sulandırır, ağaçları büyütür, canlıları besler.
Ama eğer nehir sürekli su verir ve
kendini besleyen kaynakları unutursa
zamanla akışı yavaşlar.
İnsan da bazen böyle tükenir.
Sürekli anlayan olmak,
sürekli güçlü olmak,
sürekli toparlayan kişi olmak…
Dışarıdan bakıldığında bu çok güçlü görünür.
Ama içeride sessiz bir yorgunluk büyüyebilir.
⸻
Terapide Sık Karşılaştığım Bir Durum
Bazı insanlar başkalarını düşünmeye o kadar alışırlar ki
kendilerine şu soruyu sormayı unuturlar:
“Ben ne hissediyorum?”
Danışanlarımdan biri bir gün şöyle demişti:
“Ben herkesi düşünüyorum ama kimse bana ‘sen nasılsın?’ diye sormuyor.”
Aslında çoğu zaman sorun insanların sormaması değildir.
Sorun, kişinin kendi ihtiyacını dile getirmeyi öğrenememiş olmasıdır.
Çünkü bazı insanlar küçük yaşlardan itibaren şunu öğrenir:
İyi olmak…
uyumlu olmak…
sorun çıkarmamak…
Ve zamanla kendi ihtiyaçlarını geri plana koymak normalleşir.
⸻
Kendini Hatırlamak
Psikolojide önemli bir gerçek vardır:
İnsan başkalarına iyi olmayı öğrendiği kadar kendine de iyi olmayı öğrenmelidir.
Kendini düşünmek bencillik değildir.
Dinlenmek zayıflık değildir.
Sınır koymak sevgisizlik değildir.
Bazen insanın yapması gereken en önemli şey
durup kendine bakmaktır.
Şunu fark etmek:
Ben ne hissediyorum?
Ben ne istiyorum?
Ben neye ihtiyaç duyuyorum?
Çünkü insan kendini hatırladığında
hayatın yükü biraz daha hafifler.
En önemli farkındalık şu cümlede saklıdır:
Başkalarına gösterdiğin şefkati kendine de gösterebilmek.
Ve bazen insanın yapması gereken en önemli şey
herkese yetişmeye çalışmayı bırakıp
kendi ruhuna dönmesidir.
Ve kendine şu cümleyi söylemesidir:
“Ben de önemliyim.”
Çünkü insan kendini hatırladığında
hayat yeniden hafiflemeye başlar.
Terapi Odasından Küçük Bir Not🌼
Bazen insanlar başkalarını düşünmeye o kadar alışırlar ki
kendi ihtiyaçlarını fark etmeyi unuturlar.
Terapi odasında sıkça şunu görüyorum:
Bir insan başkalarına gösterdiği anlayışı
kendine göstermeye başladığında
içindeki yorgunluk yavaş yavaş hafiflemeye başlar.
Bugün kendine küçük bir soru sor:
“Ben bugün kendim için ne yaptım?”
Pamuk Şeker dileğiyle… 🤗

No responses yet