ÇALIŞMA ALANLARIMIZ
KAYGI BOZUKLUĞU
Kaygı, bireyin karşılaştığı zorluklara karşı hazırlıklı olmasını sağlayan doğal bir tepkidir. Ancak yoğunlaştığında ve süreklilik kazandığında, kişinin yaşam kalitesini düşüren bir sürece dönüşebilir.
Kaygı bozukluğu yaşayan bireylerde; sürekli endişe hali, kötü bir şey olacakmış hissi, kontrol kaybı korkusu ve zihinsel yorgunluk görülebilir.
Bu durum çoğu zaman çarpıntı, nefes darlığı, kas gerginliği ve uyku problemleri gibi bedensel belirtilerle birlikte seyreder.
Kaygı, genellikle geçmiş deneyimler, öğrenilmiş düşünce kalıpları ve belirsizlikle baş etme güçlükleriyle ilişkilidir.
Terapi sürecinde; bireyin kaygıyı tetikleyen düşünce ve davranış örüntüleri ele alınır.
Amaç, kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak değil, kişinin kaygıyla daha sağlıklı bir ilişki kurabilmesini sağlamaktır.
İLİŞKİ PROBLEMLERİ
İlişkiler, bireyin duygusal yaşamında önemli bir yer tutar. Ancak zaman zaman iletişim sorunları, güven problemleri ve tekrar eden çatışmalar ilişkileri zorlayabilir.
Çift terapisine başvuran bireylerde en sık görülen durumlar; anlaşılmama hissi, duygusal uzaklaşma, iletişim kopukluğu ve tekrar eden tartışma döngüleridir.
Her birey ilişkiye kendi geçmiş deneyimleri ve duygusal ihtiyaçlarıyla gelir. Bu nedenle yaşanan sorunlar çoğu zaman geçmiş ilişki örüntüleriyle bağlantılıdır.
Terapi sürecinde; çiftler arasındaki iletişim biçimi, duygusal ihtiyaçlar ve çatışma dinamikleri ele alınır.
Amaç, daha sağlıklı, güvenli ve dengeli bir ilişki kurabilmektir.
KİŞİLİK BOZUKLUKLARI
Kişilik Örüntüleri ile Çalışma
Kişilik, insanın dünyayı algılama ve ilişki kurma biçimini belirleyen temel yapıdır. Bazı durumlarda bu yapı, kişinin kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkilerde zorlanmasına neden olabilir. Tekrar eden ilişki problemleri, yoğun duygusal iniş çıkışlar ya da kendilik algısında dalgalanmalar bu sürecin bir parçası olabilir.
Çalışmalarımda, kişinin kendini nasıl gördüğünü, diğer insanlarla nasıl ilişki kurduğunu ve bu örüntülerin nereden geldiğini birlikte anlamaya odaklanırım. Amacım, kişinin kendisiyle daha dengeli ve gerçekçi bir ilişki kurabilmesine destek olmaktır.
SOSYAL FOBİ
Sosyal ortamlarda yoğun kaygı hissetmek, yanlış bir şey yapma ya da yargılanma korkusu yaşamak, zamanla kişinin kendini geri çekmesine neden olabilir.
Sosyal kaygı yaşayan kişiler genellikle konuşurken zorlanır, göz teması kurmakta güçlük yaşayabilir ya da sosyal ortamlardan kaçınabilir.
Bu süreçte, kişinin kendisiyle ilgili geliştirdiği düşünce kalıplarını ve bu kaygıyı sürdüren döngüyü birlikte ele alırım. Amacım, kişinin sosyal ortamlarda daha rahat ve kendisi gibi olabilmesini desteklemektir.
YEME BOZUKLUKLARI
Yeme davranışı bazen sadece fiziksel bir ihtiyaç değil, duygusal bir baş etme yolu haline gelebilir. Kontrol etme ihtiyacı, beden algısı ile ilgili zorluklar ya da yoğun duygular, yeme davranışı üzerinden ifade edilebilir.
Bu süreçte, yalnızca yeme davranışına değil, bu davranışın altında yatan duygusal ihtiyaçlara odaklanırım. Amaç, kişinin hem bedeniyle hem de kendisiyle daha sağlıklı bir ilişki kurabilmesidir.
OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)
Zihne istemsizce gelen düşünceler (obsesyonlar) ve bu düşünceleri azaltmak için yapılan tekrar eden davranışlar (kompulsiyonlar), kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir.
OKB yaşayan kişiler çoğu zaman düşüncelerini kontrol edemediklerini hisseder ve bu durum yoğun kaygıya yol açar.
Çalışmalarımda, bu düşünce-davranış döngüsünü anlamaya ve kişinin bu döngüyle daha sağlıklı bir şekilde baş edebilmesine odaklanırım.
DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI
Davranış Problemleri
Davranışlar çoğu zaman bir mesaj taşır. Özellikle çocuk ve ergenlerde görülen davranış problemleri, çoğu zaman ifade edilemeyen duyguların dışa vurumudur.
Bu süreçte yalnızca davranışı değil, o davranışın altında yatan ihtiyacı anlamaya çalışırım. Aile ile birlikte çalışarak daha sağlıklı bir iletişim ve ilişki zemini oluşturmayı hedeflerim.
KAYIP VE YAS
Kayıp ve Yas Süreci
Kayıp, sadece birini kaybetmekle sınırlı değildir; bir ilişki, bir dönem ya da bir anlam da kaybedilebilir. Yas süreci herkes için farklıdır ve zaman zaman zorlayıcı olabilir.
Bu süreçte, kişinin duygularını bastırmadan yaşayabilmesi ve kendi yas sürecine alan açabilmesi için destek olurum. Amaç, kaybı unutturmak değil, onunla birlikte yaşamayı öğrenebilmektir.
VAJİNUSMUS
Vajinusmus, kadının isteğine rağmen bedenin istemsiz şekilde kasılmasıyla ortaya çıkan ve cinsel birleşmeyi zorlaştıran bir durumdur.
Çoğu zaman yalnızca fiziksel değil; kaygı, korku, kontrol ihtiyacı, geçmiş yaşantılar ve bilinçdışı duygularla ilişkilidir.
Birçok kadın bu süreçte kendini suçlu, eksik ya da yetersiz hissedebilir.
Oysa vajinusmus bir “tercih” değil, bedenin kendini koruma biçimidir.
Doğru terapi desteği, güvenli bir ilişki alanı ve sabırlı bir süreçle vajinusmus çözülebilir.
Utançla saklanması gereken değil, şefkatle anlaşılması gereken bir konudur.
ÖFKE KONTROL SORUNU
Öfke Problemi
Öfke, doğal bir duygudur. Ancak kontrol edilemediğinde hem kişinin kendisine hem de ilişkilerine zarar verebilir.
Öfke çoğu zaman altında başka duygular barındırır; anlaşılmamak, değersiz hissetmek ya da incinmek gibi.
Çalışmalarımda, öfkenin altında yatan duyguları fark etmeye ve daha sağlıklı ifade yolları geliştirmeye odaklanırım.
ÖZGÜVEN SORUNU
Özgüven sorunu yaşayan bireylerde genellikle kendini yetersiz hissetme, sık sık kendini eleştirme ve başkalarıyla kıyaslama gibi düşünce kalıpları ön plana çıkar. Bu durum zamanla kişinin sosyal ilişkilerini, karar verme süreçlerini ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Çalışmalarımda, bireyin kendilik algısını, içsel eleştirel sesini ve geçmiş deneyimlerini birlikte ele alırım. Amacım, kişinin kendisiyle daha şefkatli bir ilişki kurabilmesini ve kendi değerini daha gerçekçi bir şekilde görebilmesini desteklemektir.
PANİK ATAK
Panik atak, aniden gelen yoğun korku ve bedensel belirtilerle kendini gösterir. Kişi çoğu zaman kontrolünü kaybedeceğini ya da kötü bir şey olacağını hisseder.
Bu süreçte, bedenin verdiği tepkileri anlamaya ve bu döngüyü çözmeye odaklanırım. Amaç, kişinin kendini yeniden güvende hissedebilmesidir.
ANKSİYETE
Kaygı, bazı durumlarda sürekli hale gelerek kişinin yaşam kalitesini düşürebilir. Sürekli düşünme, endişe ve kontrol ihtiyacı bu sürecin bir parçası olabilir.
Çalışmalarımda, kaygıyı tetikleyen düşünce kalıplarını ve duygusal süreçleri birlikte ele alırım. Amaç, kişinin daha dengeli ve sakin bir iç yapı geliştirmesidir.
TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU
Zorlayıcı ve sarsıcı yaşantılar, kişinin zihninde ve bedeninde iz bırakabilir. Bu durum, tekrar eden anılar, kaçınma davranışları ve yoğun duygusal tepkilerle kendini gösterebilir.
Bu süreçte, kişinin yaşadığı deneyimi güvenli bir şekilde ele almasına ve yeniden denge kurmasına destek olurum.
DEPRESYON
Depresyon yaşayan bireylerde genellikle yoğun mutsuzluk, isteksizlik ve hayattan keyif alamama hali ön plandadır. Kişi kendini yorgun, umutsuz ve değersiz hissedebilir; daha önce keyif aldığı şeylere karşı ilgisini kaybedebilir. Bu süreç yalnızca duygusal değil, aynı zamanda düşünsel ve bedensel olarak da kendini gösterir. Çalışmalarımda, kişinin yaşadığı bu süreci anlamaya, düşünce kalıplarını ve duygusal yüklerini birlikte ele almaya odaklanırım. Amacım, bireyin kendisiyle yeniden temas kurabilmesini ve yaşamla daha dengeli bir bağ kurabilmesini desteklemektir.





